Ana Sayfa Hakkımızda Marka Yönetimi Logo Web Tasarım İsim ve Şirket Astrolojisi İşbirliği İletişim Blog

← BLOGKötü bir isim markalaşmaya engel olur!

''İyi bir marka ismi markaya avantaj sağlar. Sadece iyi bir isimle marka olunmaz ama etkili bir isim markaya güç katar, zaman ve para tasarrufu sağlar. İyi bir isim, iyi bir başlangıç yapmak demektir.

• Marka isminin işlevi, şirketin pazarladığı ürün veya hizmeti rakiplerden ayrıştırmaktır. Bu nedenle genel isimlerden kaçınmak gerekir.

• Bir markaya isim koyarken, ürünün veya hizmetin hangi motivasyonla satın alındığını bilmek ve kategoriyle örtüşmeyen anlamlardan uzak durmak gerekir.

• Rekabetle benzeşen isimler çok tehlikelidir, çünkü markanın esas işlevini ortadan kaldırır, markanın ayrışmasını engeller.


• Markaya isim bulurken hem bugünü hem yarını düşünmek gerekir. Söz konusu markanın, marka mimarisini (ileride bu isim altında pazara sunulacak diğer ürün ve hizmetleri) dikkate almak gerekir.

•Olumsuz çağrışımlar yapan isimleri elemek gerekir.


Ben meslek hayatım boyunca çok sayıda marka oluşturma projesinde çalıştım. İşin bütün ayrıntılarını bilmeme rağmen, bugün bu işi pazarlamanın en zor işlerinden biri olarak görüyorum, çünkü bugün neredeyse bütün iyi isimler başkaları tarafından kullanılır durumda.

Artık tek bir sözcükten oluşan iyi bir isim bulmak neredeyse imkânsız. Bundan sonra markalara verilecek isimler ya iki sözcüklü isimler ya da yaratılmış isimler olacak.

İsim, bir markanın sahip olabileceği en değerli iletişim gücüdür. Marka oluştururken bu fırsatın hakkını vermek gerekir ama maalesef şirketlerin çoğu, bu konuyu yeterince ciddiye almaz. Ama özenle seçilmemiş bir isim, ilerleyen yıllarda markalaşmaya engel olur. Zaman geçtikçe marka ismini değiştirmek zorlaşır.

Bir diğer nokta, iyi bir marka ismine sahip olmak elbette çok önemli ama sadece iyi bir isimle marka olunmayacağı da aşikâr. İsim, markalaşmanın özü değildir; bir iletişim unsurudur.

Eğer marka vaat ettiği nitelikleri taşımazsa, ona kalite algısı katacak bir isim koymak, hiçbir sonuç üretmez. Bir markanın başarılı olması için, her şeyden önce içinde yer aldığı kategorideki diğer markalardan eksiği olmaması gerekir. Tüketicilere vaat ettiğini yerine getirmeyen hiçbir ürün ya da hizmetin -ismi ne olursa olsun- "marka" olması mümkün değildir.


Meseleye bu açıdan bakıldığında marka isminin hangi dilde olduğunun pek önemi yoktur. Yeter ki marka vaat ettiği ürünlere sahip olsun, yaygın bir dağıtıma, doğru bir fiyata ve yüksek bilinirliğe erişsin.

Şirketlerin büyük çoğunluğu markalarının ismiyle gurur duyar. Ama bazı durumlarda şirketler, marka isimlerini değiştirmek mec-
buriyetinde kalırlar. Kökten bir karar alarak yeni bir isimle yeni bir başlangıç yapmak isterler. Bir şirketin bu kararı vermesinin farklı nedenleri olabilir.


İş modellerini değiştiren bazı şirketler, eski anlayışlarını terk ettiklerini hem çalışanlarına hem de müşterilerine anlatmak için
yeni bir marka ismine ihtiyaç duyarlar. Yeni bir vaatle işe yeniden başlarken isimlerini değiştirebilirler.


• Bazen, iki şirket birleşip yeni bir yapı oluşturur ve bu yeni oluşuma yeni bir isim verirler.


• Bazı şirketler, yeni bir ülkeye giderken, söz konusu ülkenin değerlerine ters düşen isimlerini değiştirirler.

• Bazen de hukuki zorunluluklar nedeniyle şirketler, isimlerini değiştirmek zorunda kalırlar.

Markaya yeni bir isim vermek, yeniden yapılanma demektir. Ancak bir markayı yeniden yaratmak, sadece isim, renk ve logo değiştirmekle olmaz. Eğer şirket, yeni ismi ve yeni logosuyla aynı işleri aynı anlayışla yapmaya devam ederse, başarılı olamaz.

Çünkü isim, renk ve logo çok önemli marka unsurları olsa da bunlar işin özünü değiştirmez.
Şirketlerin eski marka isimlerini bırakıp yeni bir isimle hayata devam etmeleri gibi, ülkeler de isimlerini, bayraklarını ve renklerini
değiştirebilirler.


Bir şirketin markasını değiştirmesi, danışmanların kolay önerdikleri ama marka sahiplerinin ender olarak kabul ettikleri bir uygulamadır. Şirketi yönetenler, yenilenmenin hatta kökten değişimler yapmanın şart olduğunu kabul etseler de marka ismini değiştirmekten çok çekinirler.

Böyle düşünmekte de haklıdırlar, çünkü bir şirketin ismini değiştirmesi, bir insanın ismini değiştirmesi kadar kökten ve son derece zor bir karardır. Ama öyle durumlar vardır ki, bir insan da, bir şirket de, bir ülke de ismini değiştirmek zorunda kalabilir. Bazı durumlarda geleceğe yürümek için geçmişten kopmak gerekir.

David Aaker, ancak markanın gerçekten onarılmayacak kadar değer kaybettiği durumlarda, yeninden markalama (re-branding) yoluna gitmek gerektiġini söyler.'' (Temel Aksoy)



Son blog yazıları: