Ana Sayfa Hakkımızda Marka Yönetimi Logo Web Tasarım İsim ve Şirket Astrolojisi İşbirliği İletişim Blog

← BLOGŞirketiniz İçin Marka İsmi Sırları! İşte o röportaj...

Nowsenso'un yaptığı hizmetler hakkında daha detaylı ve anlaşılır bilgi almak için şirket sahibi Sayın Polat'a herkesin merak ettiği o soruları sorduk. 
 


İşte o röportaj... 



SoruSayın Polat, şirketlere marka ismi verme, logo, web tasarım gibi bir kaç alanda hizmet vermek için NOWSENSO'yu kurdunuz. Öncelik şu soru ile başlamak istiyorum. Bir şirket için marka ismi ne ölçüde önemli ve bir şirkete ne kadar etkisi oluyor? Ayrıca isim bulma süreçleri bir şirket için zorlayıcı mı oluyor? 

Polat: Son kısımla başlayalım isterseniz. Dünya da şuan da 150-200 milyon arası şirket mevcut. Bunun 60 milyon civarı onaylı. Ve yaklaşık olarak 2 milyar civarında da web sitesi mevcut. Bu şu anlama geliyor. 

Dünya da küçük-büyük, firma/şirket isim sayısı 2.5 milyar civarında. Bu rakama karşılık olarak da tüm dillerdeki sözcük sayısı 5-6 milyon kadar ancak var. Ve bunların içerisindeki olumsuz kelimeleri çıkardığınız zamanda ciddi anlamda sayı azalıyor. 

Bunun neticesinde de, binlerce benzer isim veya bir harfi eksik ya da fazla veya farkında olmadan verilen negatif isimlerden oluşan verimi düşük şirketler yığını ortaya çıkıyor. 

Evet, yalnız başına iyi bir marka ismi tabi ki başırıyı direkt getirecek diye bir kaide yok, ancak iyi bir marka ismi şirkete para ve zaman tasarrufu sağlar. İyi bir şirket ve marka isminde, ses, anlam, güç, estetik ve enerji kombinezomuna ihtiyaç vardır. Farklı bir isim şirket için bir farkındalık ve güzel bir başlangıçtır. 

Belki isim meselesi internet olmadan önce çok ciddi bir önem arz etmiyor olabilirdi. Çünkü internet öncesi marka ve şirketlerin işleyişi genelde patronlar ve bağlantılar üzerinden ilerliyordu. Şimdi ise internette bir varlığınız yoksa ciddi şekilde ilerleme ve bulunduğunuz noktada kalabilmeniz çok zorlayıcı oluyor. Tam bu nokta da yeni bir farkındalıkla ortaya çıkmanız gerekiyor. 
 

Şuan da 'şirketlere marka ismi bulma' sektörler içerisinde en kıt alanlardan biri ve iyi isimlerin yüzde 99'u alınmış durumda. Tek sözcüklü, anlamı olan güzel bir isim bulmak artık imkansız. Ya kombinezoma uyan yeni bir isim icat edilmeli ya da iki kelimeli bir marka ismi tercih edilmeli. Ve bu işi bilen ve yapabilecek olan kişi sayısıda çok az. Sadece reklamsal açıdan değil, harf, enerji ve ay dönümleri açısındanda birçok ilmi bilgiye ihtiyaç var. Ve dünya da bu alanda yeterli kadrolar mevcut değil. Çünkü öyle bir eğitim alanı yok. Şahsi emek, gayret ve saatlerce okumalarla elde edilebilecek bir ilim.


İlk kısımla ilgili olarak da meselenin beş, altı başlığının bilinmesinde fayda görüyorum. Ancak ilk olarak uç ve güzel bir örnek olan Coca-Cola üzerinden gidebiliriz. Misal, Coca Cola'nın piyasa değeri finbox verilerine göre yaklaşık  235.5 milyar dolar civarıyken,  Coca-Cola'nın marka değeri ise 50-60 milyar dolar'a yakın bir değere tekabül ediyor. Bunun içerisinde isim, logo vs.. gibi markaya hitap eden detaylar yer alıyor.

Benzer bir durum DISNEY ismi içinde geçerli. Şirketin değeri 32 milyar dolar olmasına rağmen şirketin isim marka değeri, brandfinance'nin verilerine göre şuan da NIKE, YOUTUBE, McDONALDS, INTEL, HONDA vs.. gibi birçok milyar dolarlık şirketten daha yüksek bir konumda ve BSI Score değeri ise yüzde 92.3 civarında. Ve Disney'le birlikte LEGO, PWC gibi sürpriz isimlerde ilk 10 içerisinde yer alıyor. 

Şirketlerimizi kurarken genelde Türk olarak meseleye biraz romantizm katıyor ve gelecek hiyerarşisi çizmeden daha baştan ilk adımı yanlış atabiliyoruz. Soyadımız, vatan, şehir, ırk, aile , bölge vs.. gibi isimler olsun istiyoruz ve sonrasında da COLA TURKA, Habertürk, Boyner vs.. gibi markaların yaşadığı ve yaşayacağı problemleri göremiyoruz. 

Siz eğer tüm dünyaya malınızı satmak istiyorsanız ve isminde de Türk, İngiliz, Arap, Çerkez, Alman vs..gibi bir ırkı ön plana koyan isim veriyorsanız ülkeniz dışında o ürünü satabilir misiniz veya ne kadar satabilirsiniz? İsimler artık teknoloji devrinde genel piyasaya ve küresel dünyaya hitap etmeli.

Misal, batı dünyasında COCA COLA su gibi içilirken, yan rafa COLA TURKA'yı koysanız çeyreği kadar satabilir misiniz? Aynı kader Mekke Cola içinde söz konusu oldu. Bu sadece şartları kendine zorlaştırmaktan ibaret bir mantık, hatta mantıksızlıktır.

Yine Habertürk ismine baktığınız zaman, hem haber, hem Türk, hem medya... Marka ve reklamsal açıdan aslında muhteşem bir isim gibi gözüküyor. Reklama dahi büyük bir yatırım gerekmeyebilirdi. Ancak ne yapsalar olmuyor, olmazda. 

İşin siyasi ve politik kısmından ayrı olarak meseleye marka değeri açısından baktığınızda, en önemli problem, siz bu gazeteyi ırk hassasiyeti olan kişilere ne kadar okutabilirsiniz. Ortadoğu gazetesi örneğinde de bu durum mevcut. Ve Vatan gazetesi tabi... Ve küresel çapta da bir değer oluşturamıyorlar. 

Habertürk'ün internet trafiğine bakıyorsunuz, Onlardan 10 yıl önceden başlamalarına ve bir çok şey yapmalarına rağmen 6-7 yıllık bir site olan Onedio'nun yanına dahi yaklaşamıyor. 

Bu isim de sadece Türk hecesi değil, aynı zaman da harf enerji kombinezomuna da aykırı bir durum var.

H, T ve K harfi birbirini çok sevmezler. Bir de burada T harfi çok riskli bir yerde duruyor ve ona destek verecek bir harf yok. T harfi aslında ketumdur. Sırlar toplar ama onu yaymakta çok stratejik davranamaz. Medya gibi bir alanda ketumluk risktir. Yüzde yüzünü veremez. Özellikle görsel alanda ciddi tehlikedir. Batmış olan kanallarda genelde T harfini görebilirsiniz. TNT, Kanal Altı, BRT, Teleon, Satel Tv, SKY TURK..vs gibi... 

Burada küçük bir ayrıntı vermek isterim; Mesela Washingtonpost, New York Times gibi gazetelerdeki T'yi kurtaran bazı harfler mevcut. Ama Huffingtonpost gibilerde ise T'yi dengeleyeci bir harf olmaması, dikey yükselişin ardından bir süre sonra durağanlık etkisini göstermeye çalışır. 6 yılda 315 milyon dolar değere ulaşan site, şuan o hızlı yükselişine devam edemiyor. 

Yine, Kanal D'nin diğer kanallara göre düşüş göstermemesininde tesadüf olmadığını söylemek gerek. Genelde zirvede kalmayı başarıyor. ATV ise inip çıkıyor... Ama onun da ciddi bir kaybı olacak T'den kaynaklı. Kısacası arada güçlü bazı harfler kurtarabilirdi. Meseleye bütün olarak bakmak gerekiyor. 

Burada meselenin bir diğer vahim boyutuda birçok yatırımcı ve işadamının şirketlerine isim verirken, eş'e dosta, komşuya sorulacak kadar mevzuyu basit görmesi ve sonrasında sıkıntılar yaşaması.

Ne yazık ki, anlayış olarak bu konunun yeterince farkında değiliz ve ciddiye almıyoruz. Uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu öteliyoruz. Ve çoğu kez de aceye getirerek sıradan ve basitlikten öteye geçmeyen isimler veriyoruz. Belki de ömür boyu kullanılacak olan bir marka ismi için, kendi özel ve nefsi ihtiyaçlarımız için harcadığımız ücretin küçük bir kısmını verecek kadar dahi önemseniyoruz.
 


Soru: Boyner için neden öyle dediniz? 

Polat: Sadece Boyner değil, Koç, Çalık, Eczacıbaşı, Zorlu gibi şirketlerine soyismini veren büyükler daha büyük kar yerine, ciddi bir kayıp ve ileriye dönükte stratejik bir engelle karşı karşıya kalabiliyorlar. 

Mesela Komili markasında bu problem ciddi olarak yaşandı. Aile, zeytinyağı ve sabun markalarını farklı şirketlere satınca ortada ilginç bir durum oluştu. Aynı marka iki farklı şirkette ve Komili diye de bir aile var ve marka o aile'ye ait değil. Ve şirket marka değerinden daha çok sattığı ürün ve malzeme itibariyle değer ifade ediyor. Yani bir karışıklık söz konusu. 

Diğer aile şirketlerinde de benzer durum oluyor ve olacak. Pepsi'nin sadece marka ismi ve logosu bile şirketlerinden ayrı olarak 40-50 milyar dolar değere ulaşabilecekken, diğer aile şirketleri soyadı kaynaklı bu problemi yaşayacaklar. Ve ortaklı, satış, elden çıkarma gibi bir durum söz konusu olduğunda marka'dan ziyade ürün değeri üzerinden ilerleyebilecekler. Bu bir şirket için aslında kısır bir döngü ve stratejik bir hatadır. (Küresel bir marka olmak istemeyen ailelere bir sözümüz yok) 


Soru: Siz isimlere harf enerjisi açısından da bakıyorsunuz. Bunun ne ölçüde etkisi olabiliyor? 

Polat:
 Biz şirketlere marka ismi verirken diğer marka ismi veren şirketlerle bu nokta da ayrılıyoruz. Diğer şirketler olayı sadece marka ve marka yönetimi açısından ele alıyor. Japonya'da bu iş için 100 kişilik gruplar kuruluyor ve ciddi paralar akıtılıyor. Nitekim başarıları 
da ortada. Mesela Avrupa'da bir marka ismi için 8-15-20 bin euro'lara kadar fiyat çıkıyor. Ve bu sadece somut olarak ele alınıyor. 

Harf enerjilerini de işin içerisine katan birkaç şirket var. Biz cifir, kabala, numeroloji, marka, marka yönetimi, ay dönümü vs... gibi somut/soyut, madde/mana olarak tümsel ele almaya çalışıyoruz. Meseleyi, yaratımdaki hakikatlerden biri olan ve hayatın akışındaki kesinlik arz eden matematiksel bir döngü içerisinde değerlendiriyoruz. 

Burada bir ayrıntı daha vermek gerekiyor. Şuan ilk 100'de olan şirketler isimlerini ararken genelde bu söylediğimiz bilim ve ilimlerden habersiz olarak verdiklerini görüyoruz. Enazından marka öykülerinden buna şahit oluyoruz. Çok ilginçtir ki, verilerin isimlerin çoğu bu matematiksel kombinezoma uyuyor ve başarının bir rastlantı olmadığına bir kez daha şahitlik etmiş oluyoruz. 

K, Z, G, T vs.. gibi harflerin eril enerji alanında kullanılması, dişil sahada L, Y, S gibi benzeri harflerin daha etkin olması, veya karışımlardan çıkan iki enerji alanına hitap eden markaların daha başarılı olması bize bir tesadüften daha fazlası olduğunu gösteriyor. 

Misal, yazılışına göre değil de okunuşuna göre; İ, A, Hİ, AY, EY vs..gibi heceler. Bu heceler kişi isminde bazı durumlarda ciddi sıkıntılar doğuruyorken marka isimlerinde etkili bir harf ve hece olabiliyor. Okunuşları itibariyle; CHİNA C. BANK, ATT, Microsoft, APPLE, ICBC vs.. gibi ilk 10 marka içinde bile defalarca görebiliyorsunuz. Tabi bu isimleri çevreleyen harfler, kurulum tarihleride çok önemli. Gezegen saat ve günü ters etki yapan bir zamanda açılabilecek bir şirket ciddi sıkıntılar meydana getiremeye sebep olabilir. Evet, varlıkta boşluk yok. 

Kısacası hem harf enerjisi, görsel, anlam ve hem de yazılımsal olarak marka bütünlük arz ettiği için olaya sadece bir iki nokta nazarıyla bakmak ciddi kayıplar yaşattı, yaşatıyor ve yaşatabilir. 


Soru: Hocam bir de bazı şirketler her yeni çıkardığı ürüne aynı ismi veriyor. Bunun 
olumlu olumsuz nasıl etkileri olabilir? 


Polat: Bu meseleninde birçok noktası var. Şimdilik sadece önemli bir kısmına değinelim. Misal, Aytaç markası, Ülker gibi her çıkardığı ürüne kendi ismini verdi ve ne yazık ki Aytaç olmadı... 

Torku'da mesela aynı hatayı yapıyor. Torku ayrıca T ve K harfinden dolayı ciddi bir kaotik dönem de yaşayacak...Ki, şuan gidişatları iyi gibi gözüküyor ve gözleri bağlanmış durumda. Ve bazı hassasiyetlerini azalttılar. Ki, bunun nedenide K'nın getirdiği görünüdeki olumlu ama 
görünmezdeki olumsuz enerjidir. Ve T henüz devreye girmiş değil. Meselenin bir diğer noktasıda, sürekli olarak aynı harfleri farklı ürünlerde kullanırsanız enerjiyi toparlamak yerine dağıtmış olursunuz. 

VOLVO güvenli sahada devam etti ve hep güvenli kaldı ve o enerjiyi dağıtmadan sadakatle devam etti. Nitekim Volvo-Güven sinerjisi hala devam ediyor. 

Honda mesela ABD'de üst klasman gruba ACURA markası ile girdi ve HONDA markasını hiç bulaştırmadı. Zira, Honda'nın algısı orta gelirli bir saha. Ve üst grup Honda ile ilgilenmiyor. Ama ACURA'ya bakabilir ve ilgilenebilirdi ve sonuçta istedikleri gibi oldu. Bir nevi Chevrolet'in hatasına düşmediler. 

İsmin enerjisini dağıtmak şimdi olmasa da ileride şirketlere büyük zararlar veriyor. Bu durumun farklı bir yönü de Türkiye'de de çok yaşanıyor. 
Özellikle ilginç bir şekilde ve neden ısrarla ibret alınmıyor anlamak mümkün değil. Sürekli benzer isimleri kullanan bir medya zihniyeti var. 

Misal YENİ hecesi. Nasıl bir hatadır anlamak mümkün değil. Yahu insan üzülüyor. Milyonlar yatırılıyor, zaman ayrılıyor ve sonu hüsran. 
Bakın birkaç örnek vereyim; Yeni Şafak, Yeni Akit, Yeni Çağ, Yeni Asır, Yeni Birlik vs... gibi YENİ ile başlayan bir kaç tane 
daha yayın organı var. 

ÖZGÜR'de aynı şekilde. Son dönem de benzer isimde açılıp kapanan sitelerde oldu. Sadece basit bir mantıkla bile bakılsa; Arkadaş bu YENİ ile başlayan gazeteler ne uzalıyor ne kısalıyor, yerinde sayıyor. Ve 'iki günü eşit olan ziyandadır' hakikatine muhalif bir çizgi izliyor, 'bu isimde bir problem olmalı' diye zerre kadar düşünse bile o isimden uzak durur. Aynı şekilde YENİ TÜRKİYE söylemi. Bakın o da tutmadı. Tutmazda. 
YENİ hecesi hem harf enerjisi açısından problemi bir isim. Hem de marka değeri ve yönetimi açısından bir problem. 

Veya siz markasında SÜT ismini kullanan bir saha da SÜT ismini baş veya sona ekleyerek sektöre girerseniz, sadece SÜTAŞ markasına daha fazla markalaştırmış olursunuz. Bir de, artık google'da marka isminizin diğer benzer ürün ve markalardan sıyrılması için yeni ve 
farklı bir isim ortaya koymak zorundasınız. 

Mesela Gemius ve Alexa verilerinde, üst sırada olan bir haber sitesinin günlük ziyaretçisi 2 milyon. Ve bunun google'dan gelen kişi sayısı 1.5 milyon. Siz bu domaine benzer bir isimle piyasaya girerseniz o markayı geçmeniz için, en az 5-10 katı kadar efor sarfetmeniz gerekiyor...Ki, onu geçme ihtimaliniz yine de meçhul. Çünkü onun da hiçbir şey yapmaması gerekiyor... 

Artık marka isimlerini belirlerken internet-yazılım gerçeğinide göze almak zorundasınız, yoksa var olmanız gerçekten çok zor. Kısacası olay sadece isim vermekle bitmiyor. Her noktayı iyice elden geçirmek gerekiyor. 



Soru: Peki sizin bu konuya ilginiz nasıl ve ne şekilde oldu, ne zaman başladı? 

Polat:
 İlk olarak bu ilme vakıf bir büyüğümüzün cifir ilmine göre çocuklara isim verme meselesiyle başladı. Açıkçası ilk plan da çok ciddiye aldığım bir mevzu değildi. Bir süre sonra okuduğumuz bazı kitaplarda da Cifir, Ebced meselesi dikkatimi çekti. Ardından yine sağolsun Abdullah isimli bir diğer arkadaşımızın bu ilmi bilmesiyle diyaloglarımız devam etti. 

Bir çok kitapta az-çok bazı bilgiler olsa da detaylı bir veri elimizde bulunmuyordu. Özellikle El- Buni ve İbn-i Arabi'nin kitaplarını bu konu da baya bir elden geçirdim. Orada bir takım veriler var ama net anlaşılabilecek ölçüde bilgiler değil. Ağır bir şekilde yazılmış. Havvas'da bu döneme göre bir denge getirmemiş. Getirilmeside çok kolay gözükmüyor açıkçası. 

Zira çok farklı veriler mevcut. Genel de medrese yoluyla Osmanlı'dan aktarılan şifa-i bir ilim. Aradan biraz daha geçince, bu kez de Muhammed isimli bir kardeşimizinde bu ilme vakıf olması ve bir süre onunlada bu konular üzerine iletişim içerisinde olmamız, bu alanla bilgi düzeyimi belli ölçüde arttırdı. Buradan ona da bol selam olsun. 

Ardından bu konulara emek veren bir isim olan Ünal bey ile tanışmamız ve diyaloğumuz oldu. Onunla olan diyaloğumuz ve geçmişteki bilgiler vs... toplam da ciddi bir bilgi toplandı. Hem bu döneme, hem de geçmişe ait elimizde büyük bir veri toplanınca önemli bir şey fark ettim. Her uzmanın kendine göre bir değerlendirmesi ve sonucu var. Ve bazıları birbiri ile uyum göstermiyor. 

Biz de tüm bu verileri alarak, istatistiksel bir çalışma yaptık. Büyük bir zaman alsa da önemli verilere ulaştık ve bir sistem hazırladık. Elimizdeki sisteme göre yaptığımız çalışmalar da kişi ve şirket ismindeki veriler yüzde 90 üzerinde olumlu sonuçlar veriyor. 



Soru: Peki hocam İslami kültürde bu mesele ne ölçüde geçiyor? 

Polat:
 Konunun hem Kabala ve batı'ya hitap eden bir yanı var. Hem de İslam'a bakan bir yanı mevcut. 

Misal, El-Cezviyye'nin topladığı hadislerde yaklaşık 15 üzerinde hadis-i şerifte Peygamberimiz sav'in kişi, köy ve belde isimlerine vurgu yaptığını görüyoruz. Mesela, Hz. Zeyneb'in ismi daha önce Berra idi, Nebi (sav) o ismi sonradan Zeynep olarak değiştiriyor. 

Yine Mudteci(oturan) ismini, Münbeis (ayağa kalkan) olarak değiştiriyor. Hatta bazı yerlerde; Malik, Velid ve Melek isimlerine şerh koydurduğunu görüyoruz. Ve Asiye ismini değiştirdiğine şahit oluyoruz. 

Ayrıca, bir sahabeye verilen Kasım ismini sonradan Abdurrahman olarak değiştiriyor. Yine Yesrib'i Medine yapıyor ve ismini şuan hatırlayamadığım bir belde'ye de farklı bir isim veriyor. Ve buna benzer bir çok örnek siyer'de mevcut. Ve, El Cefr ve'l-Cami'de bu mesele farklı yönleriyle izah edilmiş. İbn-u Haldun'da temas etmiştir. Sonra ki alimlerden birinin mesela üç yeğenin ismini sonradan değiştirdiğini 
görüyoruz. Ve biri içinde 'yetişemedik değiştirmekte ve hasta olmasına engel olmadık' benzeri bir ifade kullanıyor. Yine Bediüzzaman gibi günümüz alimleride bu meseleye özen göstermiş ve strateji belirlerken bu hesapları kullanmışlardır. Ki, Osmanlı'daki müneccim başı mesleğine hiç girmiyorum. 


Soru: Peki, kişi ve şirket isimleri farklı mı değerlendiriliyor? 

Polat:
 Kesinlikle. Bu mevzuyla ilgilenen günümüz yorumcularının düştüğü bir, iki kusurdan biri sanırım bu olsa gerek. Kusurda denirse tabi... 

Mesela bir isim^deki iki nun(N) harfi o kişi için (Kenan, Nuran vs... (Anne-Baba isimleri, doğum tarihi vs..verileride önemli) kaos olduğu gibi, şirket ismi içinde tam tersi olumlu bir etkidir. 

Ancak şirket ismindeki o iki nun harfinin arasındaki, başındaki ve sonundaki harf büyük önem arz ediyor. Ve hitap ettiği sektör de. Mesela CNN'de bu hal iyi durumda. Ama dişil bir sektörde CNN'nin yarısı kadar başarı sağlaması bile çok zordur. Yanına koyacağınız harfler çok önemli. 



Soru: Noktalı harflerde sıkıntılı deniyor? 

Polat:
 Evet. O konuda da iki farklı görüş var. İlki, noktalı harfler ya hiç olmalı ya iki veya üç tane olmalı. Ya da tamamen uzak durup, üç tane bile olsa bulaşmamalı. 

Benzer bir durumda El Buni'nin ifadesinde geçer. Misal, El Buni diyor ki; Sin Şin'a düşmandır. Batı'da da çok farklı görüşler belirtilmiş. Hiç tahmin etmediğim Sokrat bu mevzuya el atmış ve ciddi ilgilenmiş. 

Kendisinin şöyle bir ifadesi var; ''Harflerimiz 7'dir ve 4'lüdür. Bunlar sırası ile sıcak-kuru, sıcak-nemli olması...' vs.. Detayı çok uzun olduğu için şimdilik girmiyorum. Biz tüm bu farklı görüşleri bir arada değerlendirerek bir çalışma yapıyoruz. 


Soru: Şuana kadar verilerinizi doğrulayan şirketler var mı? 

Polat:
 Tabi ki. Zaten olmasa hiç bulaşacağım bir alan değil. Zira mevzunun vebal boyutu var. O yüzden mesela çocuklarına ve kendine isim isteyenlere şahsi olarak isim vermiyorum. Siz seçin gönderin, biz en az zararlı olanı hesaplayıp ona göre birşey söyleyelim' diyorum. Yani sorumluluk anne ve baba'ya ait olsun bizde aracı olalım istiyorum. Bu meseleninde farklı boyutları var tabi. 

Ancak şirket isimlerinde durum çok farklı işliyor. Bu Batı'da profesyonel olarak yapılan bir meslek. Ciddi araştırma ve çalışmaların olduğu bir alan. Hem şahsı hem umumi ilgilendiren bir rızık ve ürün konusu var. Ve ne yazık ki Türkler olarak bu alanda da çok çok geride duruyoruz. Avrupa'daki Türk esnaf ve işadamları bile henüz mezunun farkında değil. İki-üç kişi dışında başka kimseye şahit olmadım. 70-80 zihniyetinin kara düzeni olarak gidiyor. Düşünün Avrupa'nın göbeğinde yaşıyor ve 'bereket' diye şirket ismi kullanıyor. Ne desek boş.... 

Oysa bu çok önemli bir mesele. Bir şirkete doğru isim vererek GOOGLE'da yapabilirsiniz, yanlış bir isim verip LEVİ'S, Chrysler, General Motors vs... gibi büyük kayıplarada yol açabilirsiniz. 


Soru: Siz batan şirketlerin isimden kaynaklı olduğunu mu düşünüyorsunuz? 

Polat: 
Asla. Düşüncemiz şu; Yaratımda ve varlıkta zerre kadar bir boşluk bulunmuyor. İsimlerle ilgili bile hadis-i şerifler varsa, tuvalate girip çıkarken bile hangi ayakla girilmesi gerektiğine dair bir hakikat beyan buyurulmuşsa, bu meselelerde de bir boşluk olması yaratımdaki sırra aykırıdır. 

Nitekim GÜL hecesini taşıyan kişilerin boşanma oranlarının yüksek olması tesadüf olmadığı gibi NUR hecesi taşıyanların başlarındaki dertlerin diğer isimlilere göre daha fazla şiddet içermeside bir tesadüf değildir. 

Veya WorldCom'daki W, D, R, L harflerinin birlikte olması, kurulum tarihi ve onları dengeleyecek bir harfin olmaması ve sonrasında hüsran yaşamasıda bir tesadüf değil. Ya da bazı 50-60 yıllık şirketlerin hayatlarının ay dönümlerine göre problemli olması ve bir süreliğine kısır bir darlık zamanlarının denk gelmesinin tesadüf olmadığı gibi...(TOSHİBA şuan o sürece girdi...) 

İbni Arab-i uzun uzun harflerin alemlerinden bahseder. Okurken şunu fark ettim ki, 'Dilinizden çıkan sözün esiri olursunuz' hakikatinin aslında çok farklı sırları var. Pir, alemlerin harflerinden bahsederken meselenin sadece metafiziksel boyutundan değil, yaşama bakan işaretlerinden de dem vuruyor. Ve şöyle diyor;'Bizler bir zamanlar yüksek harflerdir ve yeryüzüne indik..' 

Evet, birkaç örnekle gidelim isterseniz; Misal, marka değeri en yüksek olan ilk 10 şirketi ele alalım. 

Amazon, 
Google, 
APPLE, 
ATT, 
Microsoft, 
Samsung, 
Verizon, 
Walmart, 
Facebook, 
ICBC. 

Bu 10 şirketteki 7 şirketin harf enerji dengeleri o kadar mükemmel denk gelmiş ki, sebepleri yerine getirmeleri büyümeleri için yeterliydi. 
Diğer üç şirketin ise başlangıç tarihleri çok iyi bir bir nokta da. (Müneccim başının Yıldırım Beyazat'ı bir tarihe göre savaşa göndermek istemediği, ve padişahın ısrarla gidip mağlup olmasını hatırlayalım..vs.) 

Ancak, tüm bunlara rağmen, mesela Facebook ve APPLE'ın yaşayacağı tehlikeli bir dönem var. (Bu konuşmaları yaptığımız dönemde henüz Facebook'un başına gelen felaket yoktu.) 

Şirketler bilgilerini bize vermediği için detaylı bir tarih vermek zor. Ancak sadece harf verilerinden 5-10 yıl arası bir dönem de veya biraz daha erken bir tarihte ciddi bir riskle karşı karşıya kalma ihtimalleri çok yüksek. 

Buradaki ince noktalardan biri şu; Misal; Şirket'in sermaye desteği tamdır, çalışan kişilerin kadın-erkek dengesi de harflere göre belirlenmiştir. Zira harfe göre bir cinsiyet bulundurması gerekiyor. Stratejik bir zamanda da işe başlangıç yapmışlardır... Ama tüm bunlara rağmen şirket bir türlü beklenen ölçüde büyümüyor, kazanamıyor. Sebebi nedir? 

Biz diyoruz ki; Burada 100 sebep içinde herşey tam ama sadece isim problemse bu şirketin büyümesi çok risklidir. Ve hatta şirket sahibine ciddi zararlarda verebilir. 

Bu noktada bir örnek vermek isterim. 

Birkaç yıl evvel yeni bir gazete yayın hayatına başlamıştı. İş aradığım bir dönemdi. Yeni açılan gazete ile bir diyaloğumuz oldu. Site'ye bir genel yayın yönetmeni ihtiyacı vardı. Görüşmeye gittim. Gazete'nin genel müdürüyle oturduk; Dedim ki, 'Bu isimle olmaz. Bununla tutturamazsınız, üstelik zarar da görürsünüz. Ayrıca patronun ismi medya alanıyla uyumsuz. Direkt işin içine girmese ve dışarıdan desteklese 
daha fazla fayda görür. Turizm onun için biçilmiş kaftan. Bu gazetenin kendini kurtarması için enaz 14 yıl veya 40 yıllık bir zaman dönemine ihtiyacı var. Büyük sıkıntıya sokar sizleri' demiştim. Bu benim dememle ilgili olan bir durum değil. Bu ilimle az çok uğraşın analiz edebileceği birşey... 

Böyle deyince Müdür; 'Haklısın, patron Turizm alanında da iş yapıyor ve orada da çok kar ediyor, ödülleri var. Medya'da da zarar içinde. Ama bu ismi değiştirmezler' deyince, tabi anlaşamadık, kalktım çıktım. 

Nitekim aradan bir süre geçtikten sonra, o gazete, daha doğrusu medyası o değerli işadamına ciddi sıkıntılar çıkardı, medyası bahane edilerek haksızlığa uğradı ve sonunda da kapandı. Belki medya işi onun çok daha fazla sıkıntı yaşamasına neden oldu. (İsteyen olursa da ismini verebilirim; Bu diyaloğu yaşadığımız yayın yönetmenine de sorabilirler. Yanlış hatırlamıyorsam o güne dair notlarda almıştı.) 

Benzer birkaç örnek daha verebilirim. 3-4 yıl önce bu isimle şirketi büyütemezsiniz dediğim isimler, aradan geçen sürede henüz mesafe kat etmiş değiller. 

Bu noktada şu algılanmamalı; 'Biz ne dersek o' 

Asla böyle bir şey yok. Demek istediğimiz, bu isim/harf enerji kuramına uymuyor. Ve tutması çok zor. Eğer derdiniz ay sonunu getirmekse, rızkı veren Allah sizleri aç bırakmaz. 'Ama ben büyümek, marka olmak ve belli bir noktaya gelmek istiyorum 'diyorsan; Biz de 'sebepler dairesinde verilen bu isim, teoriye uymuyor' diyoruz. Yanılmaya da çok açığız. 

Zira, şirketlerin isimlerinin tutması, para kazandırması onlar adına mutluluk, bizim adımıza ise şükürdür. 


Soru: Bu isim konusu her sektör için mi geçerli yoksa sadece şirket isimleri için mi? 

Polat: 
Sadece şirket isimleri için değil. Biz tüm sektörleri inceledik. Mesela alanımızla ilgili olan bir sektör; kitap dünyası. Yıl, yıl bakılabilir. Biz genel bir veri söyleyelim. Seneler içinde en çok okunan kitaplar arasında liste şöyle; 

Kürk Mantolu Madonna, 
Küçük Prens, 
Uçurtma Avcısı, 
Dönüşüm, 
Simyacı, 
Şeker Portakalı, 
Olasılıksız, 
Suç ve Ceza, 
Aşk... 

En çok okunan bu 9 kitap isminden 6'sı bizim teorimize uyuyor. 

Yine tüm zamanların en çok hasılat yapan filmlerine baktığımızda; 


''Avatar'' 

''Titanic'' 

"Star Wars: Episode VII - The Force Awakens" 

"Transformers: Age of Extinction" 

"Frozen" 

"The Avengers" 

''Hızlı ve Öfkeli'' 

''Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2'' 

Bu filmlerden bazıları 2 milyar dolar hasılat yapmış durumda. Mesela Avatar 2.8 milyar dolar'lık bir hasılat elde etmiş. Nitekim verilen isme bakıyorsunuz vav harfi, kalın ünlü ile başlanması, yumuşak ünsüzle bitirilmesi, aradaki T'nin olumsuzluğu aynı iki ünlü ile dengelemesi vs.. gibi birçok unsuru içerisinde barındıran bir kombinezom var. Belki bilerek verilmiş bir isim değil ama bazı şirketlerin kabala, numereloji vs. sistemlerini kullandıklarıda bilinen bir gerçek. 

Mesela bu ülkede şirketlere marka ismi veren yabancı bir şirket var. Yaklaşık 100 marka ismi vermiş. Şuan'a kadar ciddi anlamda tutan ülke çapında sadece bir marka ismi var. Ve o markaya baktığımızda, bizdeki kombinezoma uyan bir sistem görüyoruz. 



Soru: Burada hatırıma gelen bir soru var. Futbol takımları içinde aynı şey geçerli olabilir mi? Bir ara Trabzonspor'un durumundan bahsetmiştiniz. 

Polat:
 Bu çok geniş bir konu. Uzun uzadıya anlatılması gereken ve detayları olan bir saha. Sadece şu kadarını söylemek isterim. 


Trabzonspor'un kuruluş tarihi ve harf değerleri 100 yıllık dönem içerisinde kısmi bir başarı dışında iyi bir veri göstermiyor. O başarıda yaşadıkları şampiyonluklar olsa gerek. T harfinden bahsetmiştik daha evvel. Futbol gibi hareket ve aksiyonun olduğu alanlara en ters harftir.Bu saha da nadirattandır. Twitter'da aksiyon ve hareket söz konusu. Doğru hamleleri yapamazlarsa beklenmedik bir çöküş gerçekleşebilir. 

Evet, spor, hareket, motivasyon gibi alanlarda ise B ve D harfi çok etkili bir harftir. Tabi yanlarına koyacağınız harflerde önemli. 


Misal, UEFA tarihinin en başarılı 30 kulübüne baktığınız zaman, B harfi ile başlayan 3-4 takım (B.Münih, Barcelona vs..), D harfinin yoğun olduğu 4-5 takım görürsünüzde, T harfi ile başlayan bir tane kulüp göremezseniz. Kısacası Trabzonspor gibi kulüplerdeki T harfi onlar için ciddi bir kaostur. Ve ümitsizliktir. Misal River Plate örneği. Okunuşundaki T ile bitmesi, sürekli bir iniş çıkış halini gözlemleyebilirsiniz. T'yi sektöründe ve harf dengesi içerisinde kullanırsanız çok etkisini görebilirsiniz. Bakın mesela istihbarat kuruluşlarındaki CIA, MI5 vs..gibi isimlerdeki 'ay' heceside yapılan büyük önem arz ediyor. 

Burada ayrı bir nokta; Mesela dünyadaki büyük ilk 100 şirkette T harf ile başlayan şirket sayısı ancak 2-3 tane bulabilirken, 'V, S'...gibi harfleden 7-8 tane bulabiliyorsunuz. Tabi yanına gelen diğer harflerde büyük önem taşıyor.

Soru: Siyasi partiler içinde aynı şeyi söyleyebilir miyiz? 

Polat
: Parti, okul, dernek vs.. herşey için diyebiliriz bunu. Harf her yerde harftir. Çünkü dua'dır, zikirdir. Siz isimle seslendiğiniz kişiye ve şirkete o harflerde olan özelliği, enerjiyi zikretmiş ve nakşetmiş oluyorsunuz. 

Misal AKP ismindeki en güçlü harf K harfi. K harfi çok enteresan bir harftir. İlginç bir kombinezomu vardır. Eğer bir isimde doğru yerde ve yönetimde, doğru şekilde, doğru kullanılırsa yükselir, yanlış kullanılırsa yıkar. Ama fena yıkar. AKP'nin tüm ismine baktığımızda harflerin durumu onların içeriden ve çok ibretlik bir yıkılışın işaretini veriyor. Baba-evlat-aile vs.. üçgeninde bir yıkılış. K harfini bir dönem iyi kullandılar ama gerisini getirmekte zorlandılar. 


Soru: Diğer parti isimleri için ne düşünüyorsunuz? 


Polat:
 Aslında bu konulara çok girme taraftarı değilim. Ancak okuyucunun merakının gitmesi 
açısından bir iki kelime edelim. 


CHP: CeHePe diye zikrediliyor çoğunlukla. Buradaki C harfi güçlü ama H ve P harfi C'yi destekleyecek nokta da durmuyorlar. Ve partinin kuruluş tarihide çok iyi bir tarih değil. İsim analizinde ulaştığımız veri kısmi bir başarı ve sonrası düz. Şuan gittiği gibi yani. 2012 dönümü sonrasında ciddi bir başarı gözükmüyor. Bir dönemi var ilerleyen dönem de, o tarihlerde hafif bir yükselme var ama açıkçası çok yüksek bir veri göremedim. 


MHP: MHP için çok söyleyecek birşey yok. M harfi gibi enerji çatışması yaşayan bir harf ile başlamış. H ve P sorunu burada da var. M harfinde 40-44 yıl ile 60-63 arasında bir gelişme olur. Ama orada da doğru bir strateji gerekir. Aynı durum Milliyet gazetesi içinde geçerli. Şuan için MHP'nin harf verileride çok olumsuz çıkıyor. Zannediyorum iktidar için isim değiştirmekten başka bir seçenek gözükmüyor. Tabi Türkiye gibi bir ülke de bu tür verileri dikkate alan birileri olmadığı için 40 yıl yaşanan süreç gibi belki bir 40 yıl daha yaşamaya devam edecekler. Hazin ama gerçek. Gerçi Bahçeli bu tür konulara meraklı aslında, belki detaylı şekilde anlatılsa ilgilenebilir. 



Soru: İsimlerle ilgili son olarak eklemek istediğiniz birşey var mı? 

Polat:
Konunun çok boyutları olduğu için meşhur sözü hatırlatmak isterim. Jack Trout diyor ki; “Alabileceğiniz en önemli pazarlama kararı, bir ürüne ne ad vereceğinizdir” 

Kısmi bütçelerle az bir zamanda markalaşabilmenin en önemli stratejilerinden biri iyi bir marka ismi vermektir. 
Bir mühendisin kurduğu 2 haber sitesinin isimleri rakiplerine göre çok büyük fark atabilirken, bu iki markaya göre kat ve kat daha fazla yatırım yapıpta bu iki şirketin yarısına gelemeyen birçok şirket var. Teknoloji, google ve marka ismi ve yönetim sürecini çok iyi yönettiler. 


Ama aynı şirket 'yeni' hecesi ile başlayan bir bir site daha açtı. Ama ne yapsa olmadı, olmazda. Zira 'YENİ' faciası burada da mevzuyu öldürmüş. Yanlış marka ile bir süre rakiplere fark atabilme fırsatı olabilir, ilk başta iyi gidip sonradan düşme hatasıda olabilir, baştan batma ihtimalide olabilir. 


Şahsım olarak istiyorum ki; Türkiye'den de değerli marka ve şirketler çıksın ve gerçekten başarıyı yakalayabilsinler. 

Msn Messenger, Tıffany&Tomato vs... gibi bir dönemin en iyilerinden olup sonrasında batmaktan ziyade Mercedes, Verizon vs... gibi evrensel ve uzun soluklu bir marka haline gelen şirketlerimiz olsun. Bunu yapabilecek potansiyelimizde var. Ama bencillik, ego, ben merkezci anlayış vs...gibi ruhsal hatalarla şirketler felakete sürüklenebiliyor. Binlerce insan rızık sıkıntısı yaşıyor. 

Herşeyin en iyisini ben bilemem. Bazen de işi bilene teslim etmek gerekir. Mesela Astroloji'den anlarım ama işin tam manasıyla ehli değilim. Ve o yüzden de sitemizde kişilik ve şirket analizi yapıp ve Horoscop'una bakabilecek bir uzman astrolog'da bulunduruyoruz. İsteyen kişilere o konuda da yardımcı olmak istiyoruz. 

Herkes, 'her işi ben yapayım, tüm parayı ben tüketeyim' der ve rızkı paylaşmazsa toplumsal huzur nasıl sağlanır. 

Bırakalım, ismi başkası versin, logoya, haritaya başkası baksın, marka yönetimini bir başkası yönetsin, zemini bir başkası hazırlasın. 

Bir, iki kişi değil on kişi rızıklansın. Allah'ın rızkı hepimize yeter. Ve öyle inanıyorum ki, bu düşüncede olan insanların bir araya geldiklerinde yaptıkları iş daha da bereketli oluyor ve kat ve kat daha fazla rızıklanıyorlar. Yeter ki şer bir düşünce bulaşmasın. Bu ruhta olduğunuz zaman, bereket olmasa, kötü bir durumla bile sonuçlansa oradan yine ayrı bir rahmet ve hayrın çıktığına da şahit oluyorsunuz. 

Bir kardeşimizin çok güzel bir sözü vardı, derdi ki; Bir ay da 100 bin Euro gelirim olsa, ihtiyacım olan 4-5 bin'i alsam da, geri kalan 95 bin ile iş kursam ve onlarca insana ve ailesinin rızıklanmasına vesile olsam.'' 


Allah, bu ahlakla yaşayan kulların sayısını çoğaltsın ve biribirleriyle bereketli işler yapmayı nasip etsin. 
 


&&&

 

 

nowsenso@gmail.com adresinden bizlere ulaşabilirsiniz. 

 

 



Son blog yazıları: