Ana Sayfa Hakkımızda Marka Yönetimi Logo Web Tasarım İsim ve Şirket Astrolojisi İşbirliği İletişim Blog

← BLOGPandemi de Marka Sadakati Yok Oldu

Pandemi dönemi aslında hepimize, takıntılı bir şekilde bir markaya bağlı olanlar dışında, marka bağlılığının çok az olduğunu gösterdi.
 

Nisan ayında, Pittsburg yakınlarında oturan 93 yaşındaki İngiliz Olive Veronesi, karantinada kalırken evinde sadece son 12 kutu Coors Light bira kaldığını fark etti. Evine ihtiyaçlarını karşılamak için gelen bir aile üyesi onun bir elinde Coors Light bira ve “Daha fazla biraya ihtiyacım var !!” yazan bir tabela ile fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaştı. Kısa süre içerisinde viral olan fotoğraf sayesinde Coors Light kadına 10 kasa bira yolladı.

 

Bu hikaye bira markasına ona sadık bir müşteriyi elinde tutma fırsatı verdi, çünkü ürün kıtlığı 

aşandığı anda başka bir markanın ürününün satın alınacağını biliyordu. Kriz dönemlerinde tüketicilerin ellerine geçen her şeyi satın aldıkları için marka ayırt etmeyeceklerini biliyordu.

2020 yılında markaların marka sadakati yaratması veya devam ettirebilmesi gerçekten çok zor bir olay. Danışmanlık firması McKinsey‘den gelen veriler, pandemi başladığından beri tüketicilerin %36’sının yeni bir marka denediğini ve bu müşterilerin %73’ünün denedikleri markaları yeni rutinlerine dahil etmeyi planladığını gösterdi.

Pandemi öncesi tüketilen markalara olan sevgi sona ermese de tüketiciler herhangi bir tedarik eksikliğinde veya ürünü herhangi bir sebepten bulamama durumuna düştüğünde rakip firmayı denerse, tüketicinin kalıcı olarak geçiş yapma isteği, Olive Veronesi gibi sıkı bir hayran olunmadığı takdirde müşteri sadakatini gerçekte ne kadar az markanın bildiğini gösterir. Bu nedenle bu verilerden hareketle, tüketicilerin ilgisini çekmek ve bir pandemi gibi beklenmedik anlara yanıt vermek aslında çok daha fazla önem arz etmekte.

 

Pennsylvania Üniversitesi Wharton School’da pazarlama profesörü olan Americus Reed, sadakat ve alışkanlık arasında büyük bir fark var olduğunu ancak satın alma verileri ile tek başına bunun ölçülemeyeceğini dile getiriyor. Örneğin, Müşteri A ve Müşteri B, Oreo’ları birden çok kez satın alabilir, ancak Müşteri B sadece kurabiyeleri severken, Müşteri A Oreo yerken güzel hatıralarını hatırlatıyor ve bu yüzden tüketiyordur. Müşteri B büyük ihtimalle bu kriz sırasında Oreo bulamadıysa farklı bir kurabiye seçmiş olabilir. Dolayısıyla bu bağlılıktan ziyade alışkanlığa tekabül ediyor ve bu alışkanlığı değiştirmekte aslında kriz zamanlarında çok kolay. Ancak müşteri A farklı bir kurabiye ona aynı hatıraları hatırlatmayacağı için farklı bir kurabiye denemiyor. Bu ise bağlılıktır.

Öte yandan sadakat, fandoma daha yakındır. Apple, yeni bir iPhone çıktığında yüzlerce hayranın mağazanın önünde sabahlayarak bekletmesiyle bunun bir örneğidir. Reed’e göre Apple kullanıcıları aslında birer yürüyen reklam panoları olurlar. Onlar markayı savunan, markayı öne çıkaran ve ağızdan ağıza olumlu sözler yayan askerlerdir.

Örneğin havayollarında ciddi bir rekabet varken ve bağlılık yaratmak zorken, havayolu firmaları tüketicilerine bağlılık yaratabilmek için akıllı bir davranış sergileyip onlara mil kazanma gibi tercihler sunmuşlardır. Ancak herhangi bir kriz durumunda mil hiçbir işe yaramayacaktır.

Son olarak hızlı tüketim mallarındaki birçok marka, salgın dönemindeki tedariğini iyi sağlayamadıysa salgın sona erdiğinde, en azından müşteri sadakati açısından, aslında kendilerini başladıkları yerde bulabilir diyebiliriz. (Begüm Canbaz - Pazarlamasyon)

 

 



Son blog yazıları: